Lilypie - Personal pictureLilypie Fifth Birthday tickers
Lilypie - Personal pictureLilypie Fourth Birthday tickers

9 Ekim 2010 Cumartesi

Kelebeklerim Benim

Meger Ben ne sansli bir Kulmusum, farkinda degilmisim bunca zaman, Rabbim affet verdigin guzellikleri bu kor gozlerim  gormemis yillardir, hep yenisini eklemissin, hep yenileri eklenmis de sukur edememisim. Daha biraz daha deyip ac gozlu su nefsimi simartmisim.
Affet Ya Rabb! Affet Sukrunu eda edemedigim butun nimetler icin beni affet...
Su garip dunyada gariplerden bir garipken hayat arkadasim biricik Esimle tanistirip beni dunyanin en mutlu insani eylemissin, sonra iki Kelebek verip dunyanin en mutlu Annesi eylemissin. Goz vermissin, ayak vermissin, el, kulak, SENI anan bir kalp vermissin ELHAMDULLILLAH Ya Rabb!!

Soludugum her nefeste her oksijen zerreleri tanesince Sana Sukurler olsun Rabbim, sonra Ummeti Ummeti diye bizim derdimize dusen, hayati boyunca ve suan manevi hayatinda bizlere devamli dua eden bir NEBI vermissin. (Sallallahu aleyhi vessellem)


Uzun, yogun gunlerin ardindan merhaba...

4 Ekim 2010 Pazartesi

Bir beyaz dilekcedir Sana her Yalvarisim, Sukur Rabbim,

Nur yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
Yakma ey can yakma kalbim ateş-i niran olur


Vuslatın aşkıyle gönlüm şad olur şadan olur
Derd-i aşkın neyleyim ki derdime derman olur



Ya Safi Entel SAfi...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Hos Geldin Ya Sehr-i Ramazan



Soru: 1) Ramazan’ın gün ve geceleri en büyük kurbet vesileleri olarak anlatılıyor. Ayrıca, “Her türlü gurbetin iksiri Hakk’a kurbettir.” buyuruluyor. Kurbet ne demektir ve ona nasıl erilir? “Kurbet-i ferâiz” ve “kurbet-i nevâfil” tabirlerine yüklenen manaları lutfeder misiniz? (00.33)



-Ramazan-ı şerif kadar gecesi ayrı nurâniliğe ve gündüzü de ayrı aydınlıklara açık bir başka ay yoktur. İnsan, her yeni Ramazan’la bir kere daha, hem de bütün tazeliğiyle Kur’an’ı ve O’nun gökler ötesi kaynağını, tüllenen İlâhî marifeti ve O’nun kevn ü mekânlara dağılmış işaretlerini, Allah aşkını ve O’nun inanmış sîmalardaki pırıl pırıl izlerini görür, duyar ve sezer. Bu kutlu zaman diliminde mü’minler oruç ibadetiyle beraber, teravih namazı da kılarlar. “O Ramazan ayı ki insanlara bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı bâtıldan ayıran en açık, en parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi” (Bakara, 2/185) ilâhi beyanı gereğince Ramazan’ı tam bir Kur’an ayı olarak değerlendirir ve bol bol Kur’an okurlar. (01.00)



-İnsan farz ibadetleri -keyfiyetlerine uygun şekilde- yerine getirerek Cenâb-ı Hakk’a yaklaşır. Farzlarla kurbeti yakalama en sağlam bir yoldur. Çünkü farz dediğimiz şeyler, dindeki zarûriyattır, olmazsa olmaz esaslardır. Hakikî zarûriyât imân esasları; bir manada zarurîyât da İslâm’ın şartlarıdır. Evet, farzlar çok önemli birer kurbet vesilesidir ki; farzları hakkını vererek eda etmek suretiyle Hak yakınlığına ermeye “kurbet-i ferâiz” denilir. (02:58)



-Nafile ibadetler ise “cebren linnoksan” yani, “eksikleri kapama, yarayı sarma, gedikleri tıkama” vazifesi görürler. Farzlarında eksiği, gediği, kusuru olan insan nafilelerle onları telafi ettiği için, arzuladığı neticeye nafilelerin desteğiyle ulaşabilir. Öyleyse, ana atkılar yine farzlardır; nafileler ise, onların üzerindeki dantela gibi işlenmiş nakışlardır. Bu itibarla da, farzları nafilelerle tamamlayıp derinleştirme vesilesiyle Hakk’a yakınlık kesbetmeye “kurbet-i nevâfil” denilmektedir. (03:11)



-Ramazan-ı Şerif’ten beklenen neticeyi elde edebilmesi için, insanın, yeme-içmeden kendisini alıkoyduğu gibi, mâlâyâniyât, lağviyât ve lehviyâttan da uzak tutması lazımdır. Böylece ağzına ve batnına oruç tutturduğu gibi, –tabiri diğerle– yeme-içmeden kendisini kestiği gibi, başka zaman da mahzurlu olan şeylere karşı kapanmalı, hatta mahzuru olmasa bile faydasız olan şeylere yanaşmamalı.. onları da lağviyât ve lehviyât saymalı, içine düşmemelidir. Böylece, eskilerin tabiriyle, bütün âzâ u cevârihine oruç tutturmalı ve havâss-ı zahire ve bâtınasına oruç lezzetini tattırmalıdır. Aksi halde, insanın, şu mealdeki hadis-i şerifin tehdit sınırlarına girmesi söz konusudur: “Nice oruç tutanlar vardır ki, yemeden içmeden kesilmeleri onların yanına açlık ve susuzluktan başka kâr bırakmaz.” (06:48)



-Çok yaşlı ve hasta kimseler, sadece sekiz rekata güç yetirebiliyorlarsa, hiç olmazsa o kadarını eda etmeli; ama gücü ve kuvveti yerinde olan mü’minler teravih namazını mutlaka yirmi rekat olarak ikâme etmelidirler. Ulema, teravih namazını Kur’an-ı Kerîm’i en az bir kere hatmederek kılmanın sünnet, birden fazla hatimle ikâme etmenin ise bir fazilet olduğunu belirtmişlerdir. Selef-i salihîn, Ramazan boyunca teravihte Kur’an’ın hepsini okumuş veya okuyan birinin arkasında namaz kılmışlardır. Ne var ki, daha sonraki dönemlerde cemaatin durumu nazar-ı itibara alınarak, teravih namazını insanları camiden uzaklaştırmayacak bir şekilde kıldırmanın daha uygun olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. (08:39)



-Bir insan için en önemli mesele kurbettir; yani, Allah’a yakın olmaktır. Allah’a yakınlık, cismin cisme yakınlığı değildir; o mânevî bir yakınlıktır. Bizim müteşâbihâta girmeme adına kullandığımız üslûb içinde, kurbet, kendi uzaklığımızı aşma demektir. Uzaklık, cismaniyetle, bedenle, nefis mekanizmasıyla alakalı bir husustur. Şehvet, gazap, öfke, kin, nefret, hırs ve inat... gibi kuvvelerin su-i istimalleri uzaklaştırıcı faktörlerdir. Bu açıdan, yakınlık, bu kuvvelerin ifrat ve tefritlerini aşmak, istikamet üzere olmak, güzel ahlakı yakalamak, Cenâb-ı Allah’ın yarattığı üzere fıtrat-ı asliyeyi korumak, o kaybedilmiş ise ciddi bir gayretle tekrar öze dönmek demektir. (10:33)



-Yerinde gurbet de bir nimettir. Nitekim, Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şu mealdeki beyanlarıyla garipleri müjdelemiştir: “İslâm garip olarak başladı (gariplerle temsil edildi), günü ge¬lince yine o gurbete avdet edecektir. Herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, îmar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun.!” (10:46)



-Her türlü gurbetin iksiri Hakk’a kurbettir. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i sahîha, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşmanın değişik yolları olduğundan bahsediyor. Mesela, Hazreti Ebu Hureyre’nin (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyuruyor ki: “Allah Teâlâ şöyle ferman etti: “Her kim Benim velîlerimden bir velîye düşmanlık ederse, şüphesiz Ben ona îlân-ı harp ederim. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili hiçbir amel ile Benim kurbiyetime mazhar olamaz. Bir de, kulum nafileler ile bana yaklaşır ha yaklaşır ve nihayet öyle bir hâle gelir ki artık Ben onu severim. Onu sevince de, onun işiten kulağı, gören gözü, tutup yakalayan eli olurum (Yani; onun işitmesi, görmesi, tutması, yürümesi doğrudan doğruya meşîet-i hâssa dairesinde cereyan etmeye başlar). Böylesi bir kul Benden birşey isterse istediğini muhakkak ona veririm. Bana sığınırsa onu hıfz ve sıyânetim altına alırım.” (13:46)



-İnsanın, himmetini âlî tutması, kendisini büyük görmesinden çok farklı bir husustur. Mü’min, himmetini hep yüce tutmalı ama kendisini çok küçük görmelidir. (16:15)

3 Ağustos 2010 Salı

Konya da tatilimiz böyle geçiyor...


Betülnurumu Teyzesi Özü ye benzetiyoruz...





Konyamın güzel Mevlanası...


Sözü kesilen Özlem ve Erdogan çiftine mutluluklar diliyoruz. Betülümün Özü Teyzesi.



Buda Merikekliğimiz, oda yeni evlendi kendisine de mutluklar diliyoruz.


22 Temmuz 2010 Perşembe

HAKKARİDEN YÜREĞİMİZE ATEŞ DÜŞTÜ

HAKKARİ ÇUKURCA DA ŞEHİT VERDİĞİMİZ KARDEŞİMİZ, (ELTİMİN KARDEŞİ) AYHAN SAY İÇİN ALLAH TAN RAHMET DİLİYOR, HEPİMİZE DE SABIR DİLİYORUM.
RABBİM ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN.
BİR FATİHA OKUYALIM KARDEŞİM İÇİN.
KAHROLSUN TERÖR ÖRGÜTÜ PKK!

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Veee Konya' dayım

Geçen senelere ait tatil fotoğraflarımızdan koyuyorum.
 Eşimle ilk görüşmemiz Konya nın ortasındaki Alaaddin Tepesinde çay bahçesinde olmuştu. Her sene Türkiye ye geldiğmizde mutlaka gideriz o günleri yad ederiz, beraberliğimizi daim etsin diye Rabbime dua ederiz.
Burda Betülnur 10 aylık,   yıl 2007 Agustos

Burda yine aynı yıl İskenderun.


Önceki bloguma yapmıştım buraya koymak istedim.(-Biri bana Mutluluk nedir? ) diye sorsa bu fotografı gösteririm demiştim önceki blogumda... Ama şimdi Gülnesibemizde var, hemen onunda olduğu bir mutluluk collage yapmalıyım.

Konyama doyamadım, haftaya Endonezya ya dönüyorum. Acil durum, hemen gidilmeli :)
Rabbim mutluluğumuzu daim etsin, saglık sihhat versin Ümmeti Muhammede (sav) Irak taki ve Filistindeki yürek sızılarımızı dindirsin, minik yavruları korusun Rabbim.

2 Temmuz 2010 Cuma

Güllerimiz İstanbul da...

Endonezya Türk Okulumuzdan mezun olan Endonez Öğrencilerimiz Türkiye de okumak için İstanbul'dalar. Türkiye'ye alışmaya çalışırlarken İstanbulu geziyorlar, eşimden aldıgım haberlere göre İstanbul'a hayran kalmışlar. Özellikle Camilerimize. İstanbuldaki blogcular etrafınıza dikkatli bakın belki yanınızdan geçip giden Endonez Öğrenciler olabilir :)

Yiyecek konusunda zorlanınca eşime (Hocam Sizi şimdi anlıyoruz, farklı kültürden yemek yemek zorunda kalmak ne zormuş) diyorlarmış :) Birde dil konusunda biraz zorlanınca aynı şekil : Hocam Siz nasıl yaşadınız Endonezya da dil bilmediğniz zamanlarda- demişeler. 
Etraflarına toplanan Türkler tahmin yürütmeye çalışırken: Siz Japon musunuz? diye sorunca çok gülüyorlarmış, yoksa Çinli misiniz? diye sorunca kahkaha atıyorlarmış, Malez misiniz? diye sorulunca da hemen  -Hayır biz Endoneziz diyorlarmış! :)
 Gülümün Gülleri, Rabbim hayırlı insanlar nasip etsin Sizleri, Dünyaya, vatanınıza hayırlı evlatlar olmanızı nasip etsin inşallah.   
                                                                          Amin!...

                       


                                         

                                            


                                        


                               

Fajrie Satriawan,Ade Kiki Ruswandi,Dhafan Ridharizan,Zikri Muhammad Basir,Azwar Daeng Manaba

                         







                                  



                                   


   Canım Benim Güllerinle ne de mutlusun öyle, keşke şimdi yanında olsaydım o mutluluğunu paylaşsaydım. Seninle bu yola başkoydum Ben, Sen Mutluysan Bende Mutluyum, Sen Güllerini derdiysen bende Gülbahçesine dönerim.
   Tatilini bile Güllerinle geçir, biz bekleriz Seni herzaman olduğu gibi, yeter ki Güller solmasın, kırılmasın, Vatanın da yalnız, sahibsiz kalmasın. Güllerine anne sıcaklığında bir selam söyle benden.






                                   

beni merak edenler

YİNE BEKLERİM