Lilypie - Personal pictureLilypie Fifth Birthday tickers
Lilypie - Personal pictureLilypie Fourth Birthday tickers

6 Kasım 2010 Cumartesi

VESSELAM YASEMIN


    Yogun gecen iki haftanin atdindan rahat bir nefes aldigimi hissediyorum, cok sukur vizeler bitti. Iki haftadir Corel DRAW, EditPLUS, DreamWEAWER, JAVASCRIP, HTML kodlari arasinda kaybolup gitmistim. Bide teknik bir dersimiz var, 11110001101010 lar arasinda kayboldugumu hissediyordum :(. Cok sukur yogun, bir okadar yorucu donemi hayirlisiyla atlattim. Rabbim finallerde de yardim etsin insallah.
   Bu arada Kucuk kizim Nesibenin altini actik, bu yogun doneme denk getirmek en son dusunecegim seydi ama Gulkizimin alti cok fena pisince, bende pistigi icin altini actim, Nesibe de tuvaletinin geldigini soylemesiyle basladi hersey. A artik soyluyor, bezlemeyeyim bari dedim. Ama sonrasinda cok altina kacirip gezdigi oldu, hala da oluyor ama yavas yavas bakalim insallah. Bu arada Betulnuruma okul bakiyorum. soyle guzel kafama yatan bir yer bulunca gonderecegim insallah, beraberinda Nesibeyi de gondermeyi dusunuyorum. Daha once demistim burda Playgruop sinifi var, ikibucuk, uc yasindan sonra cocuklar icin. Nesibeyi playgruop a , Betulumu de Tk ya gonderecegim insallah. 


   Veee, Tsunami, Yanardag felaketleri. Oldukca uzdu beni. Goruntuleri izliyorum. Yanardag hala alev puskurtmeye devam ediyor, yokya da Esimin Mogolistandan ogrencileri yasiyor, orda bir bankada calisiyor. Sehirde yasamak zorlasti diyor, Yokyakarta da yasayan esimin ogrencisi, nefes almak cok zor diyor. Yanardagin puskurttugu kuller havayi kirletmis. Televizyondan gordugum kadariyla hala yanan insanlar var ve oksijensizlikten nefes yetmezliginden olen insanlar var. Insanlar cok zor sartlarda yasamaya calisiyorlar. Goruntulerde cadirlarda ve mescitlerde toplanmis halk var. Yemek dagitiliyor insanlara. Burasi sicak ulke oldugu icin hemen salgin hastaliklar baslamis. Rabbim hepsine yardim etsin.



 Ama zoruma giden, heryerden yardim geliyor. Tayland dan, Avusturalya dan, Malezyadan ama Turkiye bayragi goremedim yardimlar arasinda. Turkiyeden bir yardim heyeti gelmedi sanirim. Gelseydi haberimiz olurdu. Suan hayatta kalan insanlar cok zor durumdalar, gercekten yardima ihtyaclari var. Turkiyenin bu felakette Musluman Endonez kardeslerinin yaninda olmasini gormek temennim. Biz kurban bagislari topluyoruz. Kurban Bayraminda kesilen kurbanlar tsunami ve yanardag bolgelerine goturulecek. Televizyonda bir muhabir felaket bolgesinde yasli bir teyzeye soruyordu neye ihtiyaaciniz var diye, o  da " ilac, battaniye, yatak, yemek" dedi. Cok basit ihtiyaclar, ama demekki yetisemiyor insanlar, yetmiyor demek ki! Turkiye deki yardim kuruluslari insallah buraya da bir gemi gonderirler.
Rabbim hepimize yardim etsin. Yanardagin kullerinin sonmesini nasip etsin insallah. Tv de soylendigine gore bu yanardag ulkedeki onsekiz tane daha yanardagi tetiklemis ve onlarda icten ice  yanmaya baslamis. Rabbim korusun korkulan su ki ; okyanusun ortasinda bir tane buyuk yanardag varmis ve eger ki o patlarsa cok buyuk capli tsunami olurmus. Rabbim buyuk felaketlerden korusun hepimizi,  herkesi, dunyayi.
 Cok cok dua edin.




VESSELAM YASEMIN

29 Ekim 2010 Cuma

Endonezya icin dua (PRAY FOR INDONESIA)


"Pray for Indonesia" Endonezya daki butun ulusal kanallarda bu yazi var. Devamli Tsunami, deprem ve yanardag patlamasi sonrasi goruntuler veriliyor. Icler acisi. Anladigim kadariyla bu ulke de Tv kanallarinda her turlu goruntu veriliyor, sansur yapmiyorlar. Yanardagdan sicak kulden yanan insanlarin sismis vucutlari, tsunamiden sonra camurun icinde bogulmus insanlarin cikarilma sahneleri, cocuklar, yasli insanlar...



 Kuller altinda kalan bir ev...








Yokyakarta sehrinde bulunan Merapi Yanardağı  faaliyete geçti. Yanardağdan çıkan kızgın küller, üç aylık bir bebeğin ölümüne, en az 20 kişinin de yaralanmasına neden oldu.


 


Burda yanardagdan cikan kizgin kullerin altindankalan koy goruluyor, fotograftaki inek yanmis sicak kullerden dolayi. Bu tur goruntuleri o kadar cok izledim ki Endonezya kanallarinda, sicak kullerden yanan insanlari falan gordum. Rabbim hepsinin yardimcisi olsun.


 Aceh de yasayan arkadaslarimiz var, aileler var, soruyorum nasilsiniz, ne yapiyosunuz. Bazilari alismis, tsunami olacagini anlayinca yuksek yerlere cikiyoruz diyorlar, deprem zaten hayatin bir parcasi olmus oralarda. Dua edelim arkadaslar. Akliniza geldikce bu ulkeye, bu ulkenin insanlarina ve bu ulkede yasayan bizlere dualarinizi esirgemeyin...

 Felaket bolgelerine ulastirilmak uzere kurban kesecegiz,  felaketzedelere bir kurbanla yardimci olmak isterseniz, benim mailimden bana ulasin lutfen... yassorhan@hotmail.com

Allah im yardim et! Bu ulke dogal afetlerden cok yaralandi, Rabbim yardim et, kusurumuz neyse affet...

21 Ekim 2010 Perşembe

duzeltip tekrar giriyorum bu postu....

Uzun zaman oldu nete giremiyorum, o kadar yogunum ki... Universite de derslere giriyorum, yarin yani haftaya vizelerimiz baslayacak. Yogunluktan sabah evden cikiyoruz ailecek, aksam 5 gibi kendimizi eve atiyoruz, yemek yeme fasli falan derken yorgun argin bakmisiz uyumusuz derken ertesi gun olmus yine ayni tempo, Agustos ayindan bu yana bu tempo, bazen degil cogu zaman cok yoruldugumu hissediyorum. Endonezya da hergun gunes ayni saatte batip-dogdugu icin ve cok erken battigi icin gunler cabuk bitiyor. Arada bir kacamak yapip internete girdigim zamanlarda da bloguma cok sey ekleyemedim. 
GUL KIZIM

BAL KIZIM

CAN EŞİM

 Gecen hafta sonu babamiz Jakarta ya toplantiya gidince bizde c.tesi gunu anali-kizli takildik :))  Bandung Super Mall de fotograf cektirelim dedik, studyoda fotograf cekilmek isteyenler kizlarimla da fotograf cekilmek istediler, hatta fotografi ceken kizda kizlarimla beraber fotograf cektirdi :))))



Bu fotograftaki kiz olur kendileri, sonra dedim ki bu cekilen butun fotograflari istiyorum...



Yogun iki hafta beni bekliyor, ara sinavlar (vizeler) var, Endonezce UTS deniliyor.
 Yogunluk gectikten sonra gorusmek umidiyle...

9 Ekim 2010 Cumartesi

Kelebeklerim Benim

Meger Ben ne sansli bir Kulmusum, farkinda degilmisim bunca zaman, Rabbim affet verdigin guzellikleri bu kor gozlerim  gormemis yillardir, hep yenisini eklemissin, hep yenileri eklenmis de sukur edememisim. Daha biraz daha deyip ac gozlu su nefsimi simartmisim.
Affet Ya Rabb! Affet Sukrunu eda edemedigim butun nimetler icin beni affet...
Su garip dunyada gariplerden bir garipken hayat arkadasim biricik Esimle tanistirip beni dunyanin en mutlu insani eylemissin, sonra iki Kelebek verip dunyanin en mutlu Annesi eylemissin. Goz vermissin, ayak vermissin, el, kulak, SENI anan bir kalp vermissin ELHAMDULLILLAH Ya Rabb!!

Soludugum her nefeste her oksijen zerreleri tanesince Sana Sukurler olsun Rabbim, sonra Ummeti Ummeti diye bizim derdimize dusen, hayati boyunca ve suan manevi hayatinda bizlere devamli dua eden bir NEBI vermissin. (Sallallahu aleyhi vessellem)


Uzun, yogun gunlerin ardindan merhaba...

4 Ekim 2010 Pazartesi

Bir beyaz dilekcedir Sana her Yalvarisim, Sukur Rabbim,

Nur yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
Yakma ey can yakma kalbim ateş-i niran olur


Vuslatın aşkıyle gönlüm şad olur şadan olur
Derd-i aşkın neyleyim ki derdime derman olur



Ya Safi Entel SAfi...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Hos Geldin Ya Sehr-i Ramazan



Soru: 1) Ramazan’ın gün ve geceleri en büyük kurbet vesileleri olarak anlatılıyor. Ayrıca, “Her türlü gurbetin iksiri Hakk’a kurbettir.” buyuruluyor. Kurbet ne demektir ve ona nasıl erilir? “Kurbet-i ferâiz” ve “kurbet-i nevâfil” tabirlerine yüklenen manaları lutfeder misiniz? (00.33)



-Ramazan-ı şerif kadar gecesi ayrı nurâniliğe ve gündüzü de ayrı aydınlıklara açık bir başka ay yoktur. İnsan, her yeni Ramazan’la bir kere daha, hem de bütün tazeliğiyle Kur’an’ı ve O’nun gökler ötesi kaynağını, tüllenen İlâhî marifeti ve O’nun kevn ü mekânlara dağılmış işaretlerini, Allah aşkını ve O’nun inanmış sîmalardaki pırıl pırıl izlerini görür, duyar ve sezer. Bu kutlu zaman diliminde mü’minler oruç ibadetiyle beraber, teravih namazı da kılarlar. “O Ramazan ayı ki insanlara bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı bâtıldan ayıran en açık, en parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi” (Bakara, 2/185) ilâhi beyanı gereğince Ramazan’ı tam bir Kur’an ayı olarak değerlendirir ve bol bol Kur’an okurlar. (01.00)



-İnsan farz ibadetleri -keyfiyetlerine uygun şekilde- yerine getirerek Cenâb-ı Hakk’a yaklaşır. Farzlarla kurbeti yakalama en sağlam bir yoldur. Çünkü farz dediğimiz şeyler, dindeki zarûriyattır, olmazsa olmaz esaslardır. Hakikî zarûriyât imân esasları; bir manada zarurîyât da İslâm’ın şartlarıdır. Evet, farzlar çok önemli birer kurbet vesilesidir ki; farzları hakkını vererek eda etmek suretiyle Hak yakınlığına ermeye “kurbet-i ferâiz” denilir. (02:58)



-Nafile ibadetler ise “cebren linnoksan” yani, “eksikleri kapama, yarayı sarma, gedikleri tıkama” vazifesi görürler. Farzlarında eksiği, gediği, kusuru olan insan nafilelerle onları telafi ettiği için, arzuladığı neticeye nafilelerin desteğiyle ulaşabilir. Öyleyse, ana atkılar yine farzlardır; nafileler ise, onların üzerindeki dantela gibi işlenmiş nakışlardır. Bu itibarla da, farzları nafilelerle tamamlayıp derinleştirme vesilesiyle Hakk’a yakınlık kesbetmeye “kurbet-i nevâfil” denilmektedir. (03:11)



-Ramazan-ı Şerif’ten beklenen neticeyi elde edebilmesi için, insanın, yeme-içmeden kendisini alıkoyduğu gibi, mâlâyâniyât, lağviyât ve lehviyâttan da uzak tutması lazımdır. Böylece ağzına ve batnına oruç tutturduğu gibi, –tabiri diğerle– yeme-içmeden kendisini kestiği gibi, başka zaman da mahzurlu olan şeylere karşı kapanmalı, hatta mahzuru olmasa bile faydasız olan şeylere yanaşmamalı.. onları da lağviyât ve lehviyât saymalı, içine düşmemelidir. Böylece, eskilerin tabiriyle, bütün âzâ u cevârihine oruç tutturmalı ve havâss-ı zahire ve bâtınasına oruç lezzetini tattırmalıdır. Aksi halde, insanın, şu mealdeki hadis-i şerifin tehdit sınırlarına girmesi söz konusudur: “Nice oruç tutanlar vardır ki, yemeden içmeden kesilmeleri onların yanına açlık ve susuzluktan başka kâr bırakmaz.” (06:48)



-Çok yaşlı ve hasta kimseler, sadece sekiz rekata güç yetirebiliyorlarsa, hiç olmazsa o kadarını eda etmeli; ama gücü ve kuvveti yerinde olan mü’minler teravih namazını mutlaka yirmi rekat olarak ikâme etmelidirler. Ulema, teravih namazını Kur’an-ı Kerîm’i en az bir kere hatmederek kılmanın sünnet, birden fazla hatimle ikâme etmenin ise bir fazilet olduğunu belirtmişlerdir. Selef-i salihîn, Ramazan boyunca teravihte Kur’an’ın hepsini okumuş veya okuyan birinin arkasında namaz kılmışlardır. Ne var ki, daha sonraki dönemlerde cemaatin durumu nazar-ı itibara alınarak, teravih namazını insanları camiden uzaklaştırmayacak bir şekilde kıldırmanın daha uygun olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. (08:39)



-Bir insan için en önemli mesele kurbettir; yani, Allah’a yakın olmaktır. Allah’a yakınlık, cismin cisme yakınlığı değildir; o mânevî bir yakınlıktır. Bizim müteşâbihâta girmeme adına kullandığımız üslûb içinde, kurbet, kendi uzaklığımızı aşma demektir. Uzaklık, cismaniyetle, bedenle, nefis mekanizmasıyla alakalı bir husustur. Şehvet, gazap, öfke, kin, nefret, hırs ve inat... gibi kuvvelerin su-i istimalleri uzaklaştırıcı faktörlerdir. Bu açıdan, yakınlık, bu kuvvelerin ifrat ve tefritlerini aşmak, istikamet üzere olmak, güzel ahlakı yakalamak, Cenâb-ı Allah’ın yarattığı üzere fıtrat-ı asliyeyi korumak, o kaybedilmiş ise ciddi bir gayretle tekrar öze dönmek demektir. (10:33)



-Yerinde gurbet de bir nimettir. Nitekim, Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şu mealdeki beyanlarıyla garipleri müjdelemiştir: “İslâm garip olarak başladı (gariplerle temsil edildi), günü ge¬lince yine o gurbete avdet edecektir. Herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, îmar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun.!” (10:46)



-Her türlü gurbetin iksiri Hakk’a kurbettir. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i sahîha, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşmanın değişik yolları olduğundan bahsediyor. Mesela, Hazreti Ebu Hureyre’nin (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyuruyor ki: “Allah Teâlâ şöyle ferman etti: “Her kim Benim velîlerimden bir velîye düşmanlık ederse, şüphesiz Ben ona îlân-ı harp ederim. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili hiçbir amel ile Benim kurbiyetime mazhar olamaz. Bir de, kulum nafileler ile bana yaklaşır ha yaklaşır ve nihayet öyle bir hâle gelir ki artık Ben onu severim. Onu sevince de, onun işiten kulağı, gören gözü, tutup yakalayan eli olurum (Yani; onun işitmesi, görmesi, tutması, yürümesi doğrudan doğruya meşîet-i hâssa dairesinde cereyan etmeye başlar). Böylesi bir kul Benden birşey isterse istediğini muhakkak ona veririm. Bana sığınırsa onu hıfz ve sıyânetim altına alırım.” (13:46)



-İnsanın, himmetini âlî tutması, kendisini büyük görmesinden çok farklı bir husustur. Mü’min, himmetini hep yüce tutmalı ama kendisini çok küçük görmelidir. (16:15)

3 Ağustos 2010 Salı

Konya da tatilimiz böyle geçiyor...


Betülnurumu Teyzesi Özü ye benzetiyoruz...





Konyamın güzel Mevlanası...


Sözü kesilen Özlem ve Erdogan çiftine mutluluklar diliyoruz. Betülümün Özü Teyzesi.



Buda Merikekliğimiz, oda yeni evlendi kendisine de mutluklar diliyoruz.


beni merak edenler

YİNE BEKLERİM