Lilypie - Personal pictureLilypie Fifth Birthday tickers
Lilypie - Personal pictureLilypie Fourth Birthday tickers

14 Ocak 2011 Cuma

SINGAPUR - MALEZYA MACERASI


Tatilde Singapura gidecektik, hazirlandik yola ciktik
 Singapur havaalanina kadar gittik, ancak pasaport kontrolden cikamadik.
Pasaportumda Betul ve Nesibe benim uzerime  kayitli ancak Betulnurun fotografi yok, Betul Nur u Turkiye de kayit ettirmistik pasaportuma, Turkiye de fotograf yapistirmadilar. Ama Gulnesibenin kaydini Kazakistanda yaptirdik, orda Nesibe nin fotografini yapistirmislardi. Singapur pasaport kontrolde bu problem oldu, neden bir kizinizin fotografi var birisinin fotografi yok diye Singapura giris yapamadik, tekrar Endonezya ya donduk ayni gun icinde. Fakat bueferde Endonezya da  bizi pasaport kontrolden gecirmedi cunku bizim Endonezya vizemiz bitmisti, Singapura gidis amacimizda vize almakti zaten. Vize almak soyle dursun giris bile yapamadigimizdan Endonezya da bizi kabul etmedi.
 Bize dedikleri su : "Go to back Turkey NOW"
Bu cevabi duyan ben, sinirler bozulmus zaten, yorgunluk, uykusuzluk bir yandan ; agladim sinirimden. Esime bagirdim, cagirdim, sanki onun sucu neydi?
Neyse yalvar yakar Malezya ya gectik ertesi aksam...
Asagidaki bu fotograf Singapura giden ucaga binmeden cektirmistik... Hic biseyden habersiz mutlu mutlu gidiyorduk :)


Burasi da kaldigimiz otelden mutfaktan, oyle suslemisler ki yemezsen yeme :)

Veee.... Geldik iste Malezya ya. Burasi Malezya da kaldigimiz siteni onu...
Burasi da kaldimiz sitenin penceresinden Malezya manzarasi...

Malezya da cok Budist ve Hindu var, her kose basinda Budist tapinaklari vardi...
Bizde tam Yilbasi tatilinde gittigimiz icin ayri bir ayinleri falan vardi.


Burasida kaldigimiz sitenin havuzu, Betulu hic getiremedik havuzdan...




Meshur el pozunu burda da veriyor...




Burasi Twin Towers Meydani, Yani Malezyanin ikiz kulelerinin onundeki meydan.








  Twin Towers in altindan buyuk bir Mall SURIA KLCC. Guzeldi gecekten...
Soyle bir aile pozu verelim :)))

 Ve sizi bol Malezya fotograflariyla basbasa birakiyorum.




















Burda cimlerin arasinda Nesibem var gorebildiginiz mi ?














 Simarik Nesibem :)








Burasida Pavilion Mall, burasi da buyuk guzel bir Maal di.
Biz yilbasi tatilinde gittigimiz icin heryer yilbasi susleri ile doluydu. Bizim ufakliklar bayildi, suslu puslu bu agaclara.











Bu Mall e gelisimizin bir sebebi de Turk Lokantasi varmis, yukarida en ust katta, ben simdi oraya dogru sevincli cikiyorum :))


 Evet iste geldik, Istanbul Cafe adi...




Bu hatun gibi poz veremesemde biraz yapmaya calistim :P








 Malezya nin baskenti Kuala Lumpur...


 Burda bir markette meysut sutunu bulduk hemen  aldim, sanki Turkiye hasretimi giderdim. Biz Endonezya da boyle seyler bulamiyoruz.




Pavilion un o civarlarda bir suru Arap lokantasi vardi, ve doner sis kebaplari vardi encok begendigim yer burasi oldu :))) Doner ve sisi kebabi cok ozluyoruz biz..


 Betulnur havaalaninda ucagi beklerken bize eliyle kalp yapti ilk defa gorduk cok hosumuza gitti babasiyla hemen fotografini cektik...




Gece 00.00 gibiydi Bandung a indik ve evimize geldik cok sukur...




 Betul burda kendisini ve babasiyla Nesibeyi cekmis ucakta...



23 Aralık 2010 Perşembe

-"Keşke Hep Yaz Olsaydı" yada Mevsimsız Hayatlar

Mevsimsiz Hayatlar
  Güzel Ülkemde acaba ‘mevsim hep yaz olsa ne güzel olurdu’ diye düşünen  vardmıdır dıye duşundum de.  Itiraf edeyim ki Konya’nın   soğuk kış günlerinde ben de  böyle düşünüyordum.   Ve bugün sizlerle mevsimin degişmedigi bir ülkeden Endonezya*dan  burada yaşamanın avantaj ve dezavantajlarını tartışacağım
  Yalnizca tek mevsim yaşanan ülkelerde insanlar monoton yaşama alışmışlar, belli alışkanlıklarının dışına asla çıkmazlar. Türkiye de mevsim değişikliklerinde hem vücudumuz, hem çevremiz yeni mevsimin değişikliklerine karşı bir reaksiyon  gösterir ve değişikliği hemen kabul eder ve söz konusu değişiklige hemen alışır.
    Türkiye de insanlar  sık sık evin içindeki eşyaların yerlerini değiştirirler. Ama Endonezya da dikkatimi çekti   eşyaların yerleri asla değişmez senelerce. Yeni evimize taşındıktan sonra eski ev sahibimizi ziyarete gitmiştik gördük ki ev sahibi eve girdiğimiz ilk günkü haline getirmişti evini eşyalarını. Oysa ki biz kaç kere o eşyaların yerini değiştirmiştik. Değişikilik yaptıkça yenilendiğimizi hissediyorken biz. Buradaki insanlar senelerdir süregelen alıskanlıklarının dışına çıkmayı asla sevmiyorlar.  Bu tek düzelik de, bu mevsimin etkisi diye düşünüyorum.
  Birde ekvator ülkesi olması hasebiyle güneş bir yıl boyunca aynı saatte dogup-batıyor. Namaz vakitleri  yil boyunca on-onbes dakikadan fazla  değişmiyor. Bızım geldiğimiz ilk gün öğle ezanı  hangii saatte okunuyoırsa hala aynı saatte  okunuyor. Yani yıl içinde ne mevsimde ne de saatte bir değişiklik olmuyor. Saatin değişmemesi konusunda bir dostumun espirisi beni hala gülümsetir. Bir yıl boyunca burda hep aynı saatte güneş doğup batıyor demiştim arkadaşımda  (((Ne bir yıl boyunca beşyüzbin yıldır aynı saatte doğup batıyor demişti). Yani  buradaki insanlar ömürleri boyunca aynı saatte uyanıyorlar aynı saatte güneşe veda ediyorlar. Güneşin, sabahın üçünde doğduğu sonra gece dokuz suları gibi battığı uzun yaz günlerini hiç bilmiyorlar.
Düşünüyorum da böylesi monoton bir hayatı ömür boyu yaşamak nasıl bir duygu. Herhalde bu sebeple değişikliklere açık değil buradaki insanlar. Oysaki saat ve mevsim değişikliği yaşayan bizler çok rahat değişiklik yapabikiyoruz hayatımızda. Hatta değişiklik yapmayınca sıkılıyoruz. Monoton hayattan şikayet eden bir çok insan vardır benim güzel ülkemde. Hayatımda biraz değişiklik olsun diyenler vardır. Bende zaman zaman aynı şeyden şikayet etmiyor değilim.
Acaba Endonezya gibi hem tropik mevsime sahip hemde ekvator çizgisinde bulunan bir ülkede yaşasaydık nasıl bir karakter sergilerdik.  Bizde böyle tek düze hayat mı yaşardık acaba?
Mevsimlerin çocuklar üzerindeki etkisini düşşünecek olursak aynı sanırım. Yine hergün aynı saatte güneşin doğup battığı ülkede yaşayan bir cocuk olmak...  Hep aynı saatlerde uyanmak, banyo yapmak, yemek yemek... monotonluk bunun dışına ömür boyu hiç çıkmamak, cıkamamak.....

 Kıştan bahara çıkan, bahardan yaza geçen, yazdan sonbahara ordan tekrar kışa geçen bir çocuk düşünün. Birde ömür boyu hep yaz mevsimi görmüş bir çocugu düşünün. Kışın kar yağdığını gören çocukla  onu hiç görmeyen çocuk bir olurmu?  Endonezya da doğup büyüyen Türk çocukları karı, kışı, soğuğu hiç görmemiş  çocuklarmız var. Bizlere “Anne kar nasıl birşey ?” diye soru sorduklarında nasıl cevap vereceğimizi şaşırıyoruz. “Kar çok yumuşakmış hemde soğukmuş anne” diyor ama acaba o minik dimağında nasıl canlanıyor bu ifadeler.
Çocuklarım adına düşünüyorumda Endonezyada doğmak Endonez kültürüyle, havasıyla, suyuyla, saatiyle, mevsimiyle büyümek nasıl bir duygudur.
Endonezya tropik bir iklime  sahip. Mesela benim kızlarım kar nasıl bir şeydir, kış nedir, soğuk nedir hiç bilmiyorlar. Televizyonda kar sahnerleri gördüğü zaman Betulnur um “Anne beni bu parka götür!” diyor. Karlı yerleri oyun bahçesi veya park sanıyor kuzum benim. Mesela Endonezya da hiç kış olmadığı için çocuklar daha rahat büyüyorlar diye düşünüyorum. Hiç kış olmadığı için buradaki çocuklar hergün istedikleri zaman dışarı çıkıp oynuyorlar. Evde sıkılma gibi durumlar olmuyor bizde.
Endonezya da genelde sabah aksam üstüne kadar güneşli olur hava. Öğleden sonra üç- dört gibi yağmur başlar. Bazı günlerse bir damla  bile yağmaz. Hep yaz havası. Bu sebeple bazen bizim çocuklar çok şanslı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Anneleri olarak bende tabi. Avantajlarından biri de kışlık kiyafete ihtiyaç duymamamızdır. Benim ve çocuklarmızın hiç kışlık kıyafeti  yok mesela.

  Evet dört mevsimin yaşandığı cennet vatana sahip olmak şükredilmesi gereken ne büyük bir nimetmiş. Fakat  kışın ortasında karpuz yemek de harika ...
Öyle degilmi dostlar? Siz ne dersiniz...
13.12.10  YASEMİN ORHAN
ENDONEZYA .BANDUNG

10 Aralık 2010 Cuma

Yeni Okulumuza Alisma Sancilari

Betulunurumuza okul ariyorum demistim ya, okula kaydettik sonunda. O kadar aradim, gezdim,, dolastim, Betulumu gecen sene ki TK ya verdim. Yine fotograflarini koymustum bloga, Betulumun Play group u diye.
Bu sene de alisma problemleri yasiyoruz. Okulda beraber olmak istiyor, hatta derslere de giriyoruz beraber. Alismasini bekliyorum. Zira hem benim universite hem Betulun okulu beni cok yoruyor. ikisinin arasinda mekik dokuyorum resmen.
Bu konuuda yani, cocugun okula ilk alisma problemleri hakkinda tavsiyesi olan arkadaslar varsa yardimlarinizi bekliyorum.

Buda en sevdigimiz arkadasimiz  Abdullah, ayni okula gidiyorlar...

 Betulu beklerken ben cok sıkılıyorum, ama bu is en cok Nesibe Hanima yaradi. Bol bol oynuyor, egleniyor hanimefendi...


Eliyle boyama yaparken nekadar da mutluydu onun bu halini cekmeden olmazdi herhalde...


Ogretmenler sagolsun Nesibeyle de ilgileniyorlar.. Beraber el boyama yapiyorlar....


Bol bol da zipliyoruz, hopluyoruzzzz...


Betul de halinden memnun genelde, boyama yaparken, hamurlar oynarken, disarda oyun oynarken cok mutlu cok sukur.. Masallah!



Dun sinifca puding pisirdiler, pisirdikleri pudingleri kaplara doldurdular.. Bu foto da puding gunu fotosu...


Iste bicirik Nesibem puding dolduruyor...


Bu fotografi Betul cekmis, arkadasi Chelsa... Annecigim arkadasimi cektim diye buyuk bir heyecanla gosterdi bana, keske yuzunu cekseydi :)


Burda da betulnurumun ogretmeni ve Betul puding dolduruyorlar...


 Rabbim insallah en kisa zamanda alismak nasip etsin kuzuma, yoksa anne cok yoruluyoooo ;(((

beni merak edenler

YİNE BEKLERİM