Lilypie - Personal pictureLilypie Fifth Birthday tickers
Lilypie - Personal pictureLilypie Fourth Birthday tickers

23 Aralık 2010 Perşembe

-"Keşke Hep Yaz Olsaydı" yada Mevsimsız Hayatlar

Mevsimsiz Hayatlar
  Güzel Ülkemde acaba ‘mevsim hep yaz olsa ne güzel olurdu’ diye düşünen  vardmıdır dıye duşundum de.  Itiraf edeyim ki Konya’nın   soğuk kış günlerinde ben de  böyle düşünüyordum.   Ve bugün sizlerle mevsimin degişmedigi bir ülkeden Endonezya*dan  burada yaşamanın avantaj ve dezavantajlarını tartışacağım
  Yalnizca tek mevsim yaşanan ülkelerde insanlar monoton yaşama alışmışlar, belli alışkanlıklarının dışına asla çıkmazlar. Türkiye de mevsim değişikliklerinde hem vücudumuz, hem çevremiz yeni mevsimin değişikliklerine karşı bir reaksiyon  gösterir ve değişikliği hemen kabul eder ve söz konusu değişiklige hemen alışır.
    Türkiye de insanlar  sık sık evin içindeki eşyaların yerlerini değiştirirler. Ama Endonezya da dikkatimi çekti   eşyaların yerleri asla değişmez senelerce. Yeni evimize taşındıktan sonra eski ev sahibimizi ziyarete gitmiştik gördük ki ev sahibi eve girdiğimiz ilk günkü haline getirmişti evini eşyalarını. Oysa ki biz kaç kere o eşyaların yerini değiştirmiştik. Değişikilik yaptıkça yenilendiğimizi hissediyorken biz. Buradaki insanlar senelerdir süregelen alıskanlıklarının dışına çıkmayı asla sevmiyorlar.  Bu tek düzelik de, bu mevsimin etkisi diye düşünüyorum.
  Birde ekvator ülkesi olması hasebiyle güneş bir yıl boyunca aynı saatte dogup-batıyor. Namaz vakitleri  yil boyunca on-onbes dakikadan fazla  değişmiyor. Bızım geldiğimiz ilk gün öğle ezanı  hangii saatte okunuyoırsa hala aynı saatte  okunuyor. Yani yıl içinde ne mevsimde ne de saatte bir değişiklik olmuyor. Saatin değişmemesi konusunda bir dostumun espirisi beni hala gülümsetir. Bir yıl boyunca burda hep aynı saatte güneş doğup batıyor demiştim arkadaşımda  (((Ne bir yıl boyunca beşyüzbin yıldır aynı saatte doğup batıyor demişti). Yani  buradaki insanlar ömürleri boyunca aynı saatte uyanıyorlar aynı saatte güneşe veda ediyorlar. Güneşin, sabahın üçünde doğduğu sonra gece dokuz suları gibi battığı uzun yaz günlerini hiç bilmiyorlar.
Düşünüyorum da böylesi monoton bir hayatı ömür boyu yaşamak nasıl bir duygu. Herhalde bu sebeple değişikliklere açık değil buradaki insanlar. Oysaki saat ve mevsim değişikliği yaşayan bizler çok rahat değişiklik yapabikiyoruz hayatımızda. Hatta değişiklik yapmayınca sıkılıyoruz. Monoton hayattan şikayet eden bir çok insan vardır benim güzel ülkemde. Hayatımda biraz değişiklik olsun diyenler vardır. Bende zaman zaman aynı şeyden şikayet etmiyor değilim.
Acaba Endonezya gibi hem tropik mevsime sahip hemde ekvator çizgisinde bulunan bir ülkede yaşasaydık nasıl bir karakter sergilerdik.  Bizde böyle tek düze hayat mı yaşardık acaba?
Mevsimlerin çocuklar üzerindeki etkisini düşşünecek olursak aynı sanırım. Yine hergün aynı saatte güneşin doğup battığı ülkede yaşayan bir cocuk olmak...  Hep aynı saatlerde uyanmak, banyo yapmak, yemek yemek... monotonluk bunun dışına ömür boyu hiç çıkmamak, cıkamamak.....

 Kıştan bahara çıkan, bahardan yaza geçen, yazdan sonbahara ordan tekrar kışa geçen bir çocuk düşünün. Birde ömür boyu hep yaz mevsimi görmüş bir çocugu düşünün. Kışın kar yağdığını gören çocukla  onu hiç görmeyen çocuk bir olurmu?  Endonezya da doğup büyüyen Türk çocukları karı, kışı, soğuğu hiç görmemiş  çocuklarmız var. Bizlere “Anne kar nasıl birşey ?” diye soru sorduklarında nasıl cevap vereceğimizi şaşırıyoruz. “Kar çok yumuşakmış hemde soğukmuş anne” diyor ama acaba o minik dimağında nasıl canlanıyor bu ifadeler.
Çocuklarım adına düşünüyorumda Endonezyada doğmak Endonez kültürüyle, havasıyla, suyuyla, saatiyle, mevsimiyle büyümek nasıl bir duygudur.
Endonezya tropik bir iklime  sahip. Mesela benim kızlarım kar nasıl bir şeydir, kış nedir, soğuk nedir hiç bilmiyorlar. Televizyonda kar sahnerleri gördüğü zaman Betulnur um “Anne beni bu parka götür!” diyor. Karlı yerleri oyun bahçesi veya park sanıyor kuzum benim. Mesela Endonezya da hiç kış olmadığı için çocuklar daha rahat büyüyorlar diye düşünüyorum. Hiç kış olmadığı için buradaki çocuklar hergün istedikleri zaman dışarı çıkıp oynuyorlar. Evde sıkılma gibi durumlar olmuyor bizde.
Endonezya da genelde sabah aksam üstüne kadar güneşli olur hava. Öğleden sonra üç- dört gibi yağmur başlar. Bazı günlerse bir damla  bile yağmaz. Hep yaz havası. Bu sebeple bazen bizim çocuklar çok şanslı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Anneleri olarak bende tabi. Avantajlarından biri de kışlık kiyafete ihtiyaç duymamamızdır. Benim ve çocuklarmızın hiç kışlık kıyafeti  yok mesela.

  Evet dört mevsimin yaşandığı cennet vatana sahip olmak şükredilmesi gereken ne büyük bir nimetmiş. Fakat  kışın ortasında karpuz yemek de harika ...
Öyle degilmi dostlar? Siz ne dersiniz...
13.12.10  YASEMİN ORHAN
ENDONEZYA .BANDUNG

10 Aralık 2010 Cuma

Yeni Okulumuza Alisma Sancilari

Betulunurumuza okul ariyorum demistim ya, okula kaydettik sonunda. O kadar aradim, gezdim,, dolastim, Betulumu gecen sene ki TK ya verdim. Yine fotograflarini koymustum bloga, Betulumun Play group u diye.
Bu sene de alisma problemleri yasiyoruz. Okulda beraber olmak istiyor, hatta derslere de giriyoruz beraber. Alismasini bekliyorum. Zira hem benim universite hem Betulun okulu beni cok yoruyor. ikisinin arasinda mekik dokuyorum resmen.
Bu konuuda yani, cocugun okula ilk alisma problemleri hakkinda tavsiyesi olan arkadaslar varsa yardimlarinizi bekliyorum.

Buda en sevdigimiz arkadasimiz  Abdullah, ayni okula gidiyorlar...

 Betulu beklerken ben cok sıkılıyorum, ama bu is en cok Nesibe Hanima yaradi. Bol bol oynuyor, egleniyor hanimefendi...


Eliyle boyama yaparken nekadar da mutluydu onun bu halini cekmeden olmazdi herhalde...


Ogretmenler sagolsun Nesibeyle de ilgileniyorlar.. Beraber el boyama yapiyorlar....


Bol bol da zipliyoruz, hopluyoruzzzz...


Betul de halinden memnun genelde, boyama yaparken, hamurlar oynarken, disarda oyun oynarken cok mutlu cok sukur.. Masallah!



Dun sinifca puding pisirdiler, pisirdikleri pudingleri kaplara doldurdular.. Bu foto da puding gunu fotosu...


Iste bicirik Nesibem puding dolduruyor...


Bu fotografi Betul cekmis, arkadasi Chelsa... Annecigim arkadasimi cektim diye buyuk bir heyecanla gosterdi bana, keske yuzunu cekseydi :)


Burda da betulnurumun ogretmeni ve Betul puding dolduruyorlar...


 Rabbim insallah en kisa zamanda alismak nasip etsin kuzuma, yoksa anne cok yoruluyoooo ;(((

25 Kasım 2010 Perşembe

Guzel Bir Bayram Geride Kaldi :(




Elhamdulillah guzel bir Bayram daha yasatti Rabbim bize.
Yokyakarta dan yanardagin patladigi sehirden esimin Mogolistan dan eski ogrencileri geldi. ogrenci  dedigime bakmayin onlar artik evlenmis, coluk cocuga karismislar. Geldiler Bayramda evimizi senlendirdiler Allah razi olsun. Sanki evde akrabalarim varmis gibi sen sakrakti.
 Bu pazartesi geri donduler evimiz sanki bombos oldu. :(((



                                     
Burda okulda kesilen kurbanlari paketleyip dagitmaya gelmistik, hep beraber birseyler yaptik...


Danimarkadan kurban getirip, Endonezya da kesip bizzat kendi elleriyle dagitan abilerimze tesekkurler ediyoruz. Allah  razi olsun.


Insanlari sevindirmek, insanlara faydali olmak ne guzel bir sey...






Nesibem kurbanlik koca bakiyor...


                                                   Biraz seviyor..............



Arkadaslariyla beraber kizlarim......


Cicekle bir prenses...


Iki prenses...


Bu da minik Yasinimiz...
                                    


Yokya dan gelen ailemizin Sultani Canil, adi gibi canildi...




Betul artik fotografa hep boyle poz veriyor.



Arkadaslarla bir hatira, gelecege guzel bir kare...


Bunlarda gecen Bayramdan kareler...



Cocuklar hediyelerini alip sevindirik olmuslardi ne guzel...


Insallah Rabbim nice Bayramlari yasamak nasip eder. AMiN...


12 Kasım 2010 Cuma

Barak Obama nin ardindan Endonezya

Eski bir gazeteci foto muhabir olarak uzun zamandir haber yazmiyordum.
Kim, kiminle, nerede, nezaman? sorularini sormuyordum haber yazmak icin, Ozlemisim farkettim. Barak Obama Endonezya ya gelince, Ben Endonezya da muhabir olsaydim bu haber nasil yazardim acaba diye dusundum. Turk sitelerine baktim haberleri hangi nokta da yogunlasmis. Hepsi farkli farkli. 
Birkacini bloguma aktarmaya karar verdim. 
ABD Başkanı Barack Obama, 10 günlük Asya turunun ikinci ayağı için Hindistan'dan, çocukluğunun bir bölümünün geçtiği Endonezya'ya gitti.
Amerikan Başkanı Obama, annesinin bir Endonezyalı ile evlenmesinden sonra 1967-1971 yılları arasında dört yılını geçirdiği Cakarta’yı ilk kez ziyaret etti.
Çocukluğunun dört yılını geçirdiği Cakarta'ya 39 yıl sonra ilk kez gelme imkanı bulan Obama, Japonya'ya da uğrayacağı Asya turu kapsamında Hindistan'dan gelmişti.
Gezisinde Cakarta'nın en büyük camisi olan İstiklal camisini de ziyaret eden Obama, Depok kentindeki bir üniversitede konuşma yaptı.
Başkan Obama buradaki konuşmasında, "Ortadoğu'ya barışın gelmesi için elinden geleni yapacağını" bildirdi.
"Ortadoğu'da barışın önünde çok büyük engeller var ama barışın tesisi için elimden geleni yapmaya kararlıyım. Çabalarımızda sebat etmemiz sonucu, İsrailliler ve Filistinliler yeniden doğrudan barış görüşmelerine başladılar ama hala çok ciddi engeller varlığını sürdürüyor" diyen Obama, barışın kolay olmayacağını, ama kimsenin endişe etmemesi gerektiğini, adil ve her iki tarafı da tatmin edecek bir barışı getirmek için, ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Obama, iki tarafı da tatmin edecek olan neticenin, İsrail devletiyle yan yana ve barış içinde yaşayacak olan bir Filistin Devletinin kurulması olacağını belirtti.
ABD Başkanı ayrıca, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yapımı devam eden Yahudi yerleşimlerinin barışa katkıda bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Dikkatimi ceken Endonezce konusup Endonezlere jest yapmasiydi.
Insallah dunya adina,Islam alemi adina hayirli olur.



Buda gecen sene photoshop ta yaptigim bir odevdi. Buraya ekleyim dedim :)

6 Kasım 2010 Cumartesi

VESSELAM YASEMIN


    Yogun gecen iki haftanin atdindan rahat bir nefes aldigimi hissediyorum, cok sukur vizeler bitti. Iki haftadir Corel DRAW, EditPLUS, DreamWEAWER, JAVASCRIP, HTML kodlari arasinda kaybolup gitmistim. Bide teknik bir dersimiz var, 11110001101010 lar arasinda kayboldugumu hissediyordum :(. Cok sukur yogun, bir okadar yorucu donemi hayirlisiyla atlattim. Rabbim finallerde de yardim etsin insallah.
   Bu arada Kucuk kizim Nesibenin altini actik, bu yogun doneme denk getirmek en son dusunecegim seydi ama Gulkizimin alti cok fena pisince, bende pistigi icin altini actim, Nesibe de tuvaletinin geldigini soylemesiyle basladi hersey. A artik soyluyor, bezlemeyeyim bari dedim. Ama sonrasinda cok altina kacirip gezdigi oldu, hala da oluyor ama yavas yavas bakalim insallah. Bu arada Betulnuruma okul bakiyorum. soyle guzel kafama yatan bir yer bulunca gonderecegim insallah, beraberinda Nesibeyi de gondermeyi dusunuyorum. Daha once demistim burda Playgruop sinifi var, ikibucuk, uc yasindan sonra cocuklar icin. Nesibeyi playgruop a , Betulumu de Tk ya gonderecegim insallah. 


   Veee, Tsunami, Yanardag felaketleri. Oldukca uzdu beni. Goruntuleri izliyorum. Yanardag hala alev puskurtmeye devam ediyor, yokya da Esimin Mogolistandan ogrencileri yasiyor, orda bir bankada calisiyor. Sehirde yasamak zorlasti diyor, Yokyakarta da yasayan esimin ogrencisi, nefes almak cok zor diyor. Yanardagin puskurttugu kuller havayi kirletmis. Televizyondan gordugum kadariyla hala yanan insanlar var ve oksijensizlikten nefes yetmezliginden olen insanlar var. Insanlar cok zor sartlarda yasamaya calisiyorlar. Goruntulerde cadirlarda ve mescitlerde toplanmis halk var. Yemek dagitiliyor insanlara. Burasi sicak ulke oldugu icin hemen salgin hastaliklar baslamis. Rabbim hepsine yardim etsin.



 Ama zoruma giden, heryerden yardim geliyor. Tayland dan, Avusturalya dan, Malezyadan ama Turkiye bayragi goremedim yardimlar arasinda. Turkiyeden bir yardim heyeti gelmedi sanirim. Gelseydi haberimiz olurdu. Suan hayatta kalan insanlar cok zor durumdalar, gercekten yardima ihtyaclari var. Turkiyenin bu felakette Musluman Endonez kardeslerinin yaninda olmasini gormek temennim. Biz kurban bagislari topluyoruz. Kurban Bayraminda kesilen kurbanlar tsunami ve yanardag bolgelerine goturulecek. Televizyonda bir muhabir felaket bolgesinde yasli bir teyzeye soruyordu neye ihtiyaaciniz var diye, o  da " ilac, battaniye, yatak, yemek" dedi. Cok basit ihtiyaclar, ama demekki yetisemiyor insanlar, yetmiyor demek ki! Turkiye deki yardim kuruluslari insallah buraya da bir gemi gonderirler.
Rabbim hepimize yardim etsin. Yanardagin kullerinin sonmesini nasip etsin insallah. Tv de soylendigine gore bu yanardag ulkedeki onsekiz tane daha yanardagi tetiklemis ve onlarda icten ice  yanmaya baslamis. Rabbim korusun korkulan su ki ; okyanusun ortasinda bir tane buyuk yanardag varmis ve eger ki o patlarsa cok buyuk capli tsunami olurmus. Rabbim buyuk felaketlerden korusun hepimizi,  herkesi, dunyayi.
 Cok cok dua edin.




VESSELAM YASEMIN

29 Ekim 2010 Cuma

Endonezya icin dua (PRAY FOR INDONESIA)


"Pray for Indonesia" Endonezya daki butun ulusal kanallarda bu yazi var. Devamli Tsunami, deprem ve yanardag patlamasi sonrasi goruntuler veriliyor. Icler acisi. Anladigim kadariyla bu ulke de Tv kanallarinda her turlu goruntu veriliyor, sansur yapmiyorlar. Yanardagdan sicak kulden yanan insanlarin sismis vucutlari, tsunamiden sonra camurun icinde bogulmus insanlarin cikarilma sahneleri, cocuklar, yasli insanlar...



 Kuller altinda kalan bir ev...








Yokyakarta sehrinde bulunan Merapi Yanardağı  faaliyete geçti. Yanardağdan çıkan kızgın küller, üç aylık bir bebeğin ölümüne, en az 20 kişinin de yaralanmasına neden oldu.


 


Burda yanardagdan cikan kizgin kullerin altindankalan koy goruluyor, fotograftaki inek yanmis sicak kullerden dolayi. Bu tur goruntuleri o kadar cok izledim ki Endonezya kanallarinda, sicak kullerden yanan insanlari falan gordum. Rabbim hepsinin yardimcisi olsun.


 Aceh de yasayan arkadaslarimiz var, aileler var, soruyorum nasilsiniz, ne yapiyosunuz. Bazilari alismis, tsunami olacagini anlayinca yuksek yerlere cikiyoruz diyorlar, deprem zaten hayatin bir parcasi olmus oralarda. Dua edelim arkadaslar. Akliniza geldikce bu ulkeye, bu ulkenin insanlarina ve bu ulkede yasayan bizlere dualarinizi esirgemeyin...

 Felaket bolgelerine ulastirilmak uzere kurban kesecegiz,  felaketzedelere bir kurbanla yardimci olmak isterseniz, benim mailimden bana ulasin lutfen... yassorhan@hotmail.com

Allah im yardim et! Bu ulke dogal afetlerden cok yaralandi, Rabbim yardim et, kusurumuz neyse affet...

21 Ekim 2010 Perşembe

duzeltip tekrar giriyorum bu postu....

Uzun zaman oldu nete giremiyorum, o kadar yogunum ki... Universite de derslere giriyorum, yarin yani haftaya vizelerimiz baslayacak. Yogunluktan sabah evden cikiyoruz ailecek, aksam 5 gibi kendimizi eve atiyoruz, yemek yeme fasli falan derken yorgun argin bakmisiz uyumusuz derken ertesi gun olmus yine ayni tempo, Agustos ayindan bu yana bu tempo, bazen degil cogu zaman cok yoruldugumu hissediyorum. Endonezya da hergun gunes ayni saatte batip-dogdugu icin ve cok erken battigi icin gunler cabuk bitiyor. Arada bir kacamak yapip internete girdigim zamanlarda da bloguma cok sey ekleyemedim. 
GUL KIZIM

BAL KIZIM

CAN EŞİM

 Gecen hafta sonu babamiz Jakarta ya toplantiya gidince bizde c.tesi gunu anali-kizli takildik :))  Bandung Super Mall de fotograf cektirelim dedik, studyoda fotograf cekilmek isteyenler kizlarimla da fotograf cekilmek istediler, hatta fotografi ceken kizda kizlarimla beraber fotograf cektirdi :))))



Bu fotograftaki kiz olur kendileri, sonra dedim ki bu cekilen butun fotograflari istiyorum...



Yogun iki hafta beni bekliyor, ara sinavlar (vizeler) var, Endonezce UTS deniliyor.
 Yogunluk gectikten sonra gorusmek umidiyle...

beni merak edenler

YİNE BEKLERİM